28 Temmuz 2015 Salı


Belki tatil dönüşü depresyonu mu yaşıyorum. Ama Ego perdesinin ötesinde de mutsuzum. İnancım sarsıldı çünkü. Her geçen gün daha da sarsılıyor: Kendime olan inancım. Yine kendimi aynı noktada bulduğum için. Kazandım sanıp da daha büyük kaybettiğim için. Hani sevincim? Nefret gibi saçma ve sonradan öğrenilmiş duygulara bile pabuç bırakacak lüzum duymuyorum. Terkedilmişlik benim yaşadığım. Ruhumu yumruğunun avucunda var gücüyle ezen bu duygu. Karanlık nemli bir Salyangoz kabuğunun içi gibi. "Bir zamanlar burada bir canlı vardı. Yaşardı. Bize gerçeklik hissi aşılardı" diyor. Ya şimdi ne var? O kabuğu kulağına yaklaştırırsan yalnız duyabileceğin bir uğultu. Korkunç rüyaların, güzel rüyaların, kavuşmalı rüyaların, maceralı rüyaların, gerçek olduğuna inandıran ağlamaklı rüyaların uğultusu. Yer yer birbirine çok benzeyen ama parmakizleri farklı anlamsızlıklar gibi. Şimdi onları kim anlamlandıracak, kim birbirine yakıştıracak?

Beni kim terketti?  3. şahıslara bu şerefi layık görmüyorum bile. Beni o kişilerle somutlaştırdığım hayallerim terketti. İşte onlara sitemim. Ben onları gerçek yapmak için o kadar çaba vermişken Onlar beni ne kolay unuttu. Sanki aynanın gerisinden onlar geldiler de benden intikam almak için beni aynanın içine ittiler. Olsun onlar benim hayalim olmayı içlerine sindiremedilerse ben onların kabusu olurum. Hem barış olmadıktan sonra hiçbirşeyin ne anlamı var?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder