28 Temmuz 2015 Salı

4 kişiden 1i akıl hastasıymış. Bu da vakti zamanında evrimin insan oğlunu dinazorlara ve canavarlara karşı hayatta tutmak için kazandırdığı bir davranışmış. Değişen zamanla bu artı özellik akıl hastalığına dönüşmüş. Bir insan kafasının içinde sürekli mutsuzluk taşıyor , o mutsuzluk kaynağı kişilere savaşım veriyor , bozuk bir teyp gibi aynı şeyleri tekrar tekrar kendine söylüyorsa bu ne işe yarar? Bir, mağaranın önünde yatan canavarı unutmamana! İki mutsuz insan daha az tüketir bolca uyurmuş yani gıda ve enerji tasarrufu. Üç mutsuz ama hayatta kalabilmiş insan yan işlerde çalışabilir temizlik terzilik at bakıcılığı yapabilir yani sosyal düzen ve işbirliği. Ama bugüne uyguladığında 4 kişiden 1ini yaftalamaya yarın 4 kişiden 3ünü belki yok yere eşinden işinden etmeye sebep. Giderek artmıyor mu? Deliliği hepimiz severiz, ama belli bir oranda. Şu var akıl hastalarına hiçbir zaman sempati duymadım. Hep itici gelirler. Garip sesler çıkarırlar. Bazısı da var ki kendine acır durur. Ağlar hüngür hüngür. Ayıp nedir bilmezler seninle hiç ilgilenmezler hep kendi dünyalarındadır. Benim gözlemlerim böyle. Ben esas herkesin normal sandığı hatta kıskandığı, ama içten içe kendi eksik yanını kendi zaafını kabullenmiş insanlara acırım. Onların ki büyük imtihan. Allah hepsine sabır ve güzel bir gelecek versin. Kendi adıma mutsuzlukla bir ömür pençeleşmektense, unutup da mağaramın önündeki canavarla boğuşmayı tercih ederdim.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder